31 Mayıs 2010 Pazartesi

nedensiz

Konuşmaları duydum fısıldaşmaları.Emeğe hiç saygı yok mu ?
yatağım yabancı gibi şu an evim bedenim yabancı sinirliyim.
Kontrol etmekte zorluk çekiyorum,İçimdeki hayvan ya ele geçirirse beni...

30 Mayıs 2010 Pazar

Tik tak tik tak

Denize gitmek için geçsin zaman az biraz daha süpaneke amin allaham:D

EEE

ne yapmalı can sıkıldı yine koşuya mı? çıksam

Gece

Yatağımdan ayrı her gece sade uykuya hasret bir beden ve ben varım.

Tilki uykusu denen bir uyku.

Uyandım alışkanlıklar, Sohbet çabalarıla geçti zaman.Bir de Seke'yi uyandırma çabalarım.Kulağımda "Beni sal, ya Berk sal beni, Sal beni köpek" sesleri.

Şarap yudumluyorum Köpek öldürene de alıştırdılar sağ olsunlar.

Güneş güzel, müzik güzel, hava güzel, şarap eh işte...

mistik bir cümleyle kapamalı bu yazıyı ne dersin.

Seke seke geldim Sike sike gidicem_Bu şehirden

27 Mayıs 2010 Perşembe

Gibi gibi

Ilık bir yaz meltemi tenimde, eski günlerden hatıralara gebe şarkılar.

Çocukluk aşklarım... Adsız dosya açmışım içinde dünyamın kayıp bir klasör bulunca kıymetlimi mutlu oluyorum.

Ayım bıdık, köpeğim hamdi,knex ve hayallerim bu gece sizlerden bir hamdi var yanımda.

O da eskisi gibi bakmıyor bana küs de değiliz ama neyse alışığız bu duruma biliyoruz.

Kaktüsüm bile boyun eğmiş güne kaldır başına bak göğe altında milyonlarca hayat var.Farklı tenler ,iklimler.

Evet kahve lazım şu an bana bol telveli iç karartıcı bir de fal. Alay edeyim kendimle kusayım diye kini nefreti bol telveli bir yalnızlığa...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Bu Gece

Bu gece nefes almakta zorlanıyorum balkonum seni seviyorum ah birde kahve yapanım olsa çok güzel olacak...

Düşler ve beden

Düşler, beden, fizik yasaları arasında bocalarken ;günler arasında tarihi bilinmez yolculuk.

Öğünlerin sırası yok, kahve sigara zamanı birazda umursamaz tavırlarda kahrederken; öpmediğim  her kadına içten bir yakarış tenimde.

Zamanı yok sayarcasına beklemeler.Ben der gibi sözlerin gibi gibi hasretlik benimkisi.

Açlığımı gidercek yaşımı dindirecek bir kadın değil(Arabeske bağlamayalım) Yanında yalnız senin olmalıyım varlık nedenim gibi değil var olma sebebim. Sonu gelmez yakarışların ardını yaşıyorum sözün bittiği yerdeyim; söz biter,biter yakarış yaz olur.

Eylül gecelerinden kalma alışkanlık gece yine histerik bulutlu dolunay.ARdını göremediğimden korkak, çelimsiz,masum, GÜnAHKAR...

Arınmışlık yıpratır teni,Günahkar dokunuşlar, Sen; meleğim gir kanıma.Sersemlemiş tende alkol etkisi.Gözlerini görüyorum,biliyorum düşünüyorum  ötesini. Kelimelerimden akarken sen,biz olurken tümcesiz cümlelerin en sır kapılarında bu kaçıncı sabahım olacak korkuyorum.



Yanımdamısınız Masa arkadaşlarım kaçınız içimdesiniz kırık kabuğumda, oyuk duvar dökük sıvalara bulanmış parmaklarım...


BerK

25 Mayıs 2010 Salı

Deniz

Günler akarken "kumsaatinden" varlığını unutuyorum içinde yaşam olan umut kaynağımın varlığını.



Deniz, Kadın gibi benim için ne kadar içinde olsan da, Varlığına egemen olamıyor aciz silüetin.

Geçen zamanla düşüncelerin aynı kalması garip( çok geçmedi dur be çocuk)

BİR PARÇA ŞİİR

Sesler bedenimde kelebek etkisi
Anne sesine hasret bir türkü kıvamında yaşanan hasretlik
Onlarlayım ama onun gibi değil!
Göbek bağı kesilen bebek gibi hür
Ve ağlamaklı bir şarkı kıvamı akan kana hasretlik
Bir güne yedi iklimi sığdıran güz güneşim
Teninde boynun da, o koku
Şah şah şah

“Sonuç elde kalandır” Avucumda biriken zamanlara inat yaşamak
Yapılan hatalardan ders almak ve itiraf etmek
Arkadaşımın aşkına(!)
Nerde yanlış yaptığımı düşünmek; korkarak atmak adımları
Birbiri ardından izlerken adımlar; arkada kalan gölgeme inat
Soluklanma nefes alma ve düşünme zamanı
Gizemsiz gecelere inat(!)
Tenime dokunan elin adın cismin cümlelerin
Soğudu yalan sevgi sözcükleriyle
Sanıyorsun ki ardında kalan çocuk,
Gibi gözü yaşlı, gibi gibi kıpırtısız
Dalgalanırken beden ardında yitirilmiş bedenle
San maki tene hasret.
Kokunu unuttum sade sessiz bir siluet
Etten kemikten, başka adları fısıldayan yürek
Çarpar mı?!!
“Üzüm suyuna vampir”…

Her sigara dudak arası saadet
Yerini tutmuyor ciğerinden gelen dumanı
Üç beden arası saadet…

Yüzümün yarısı gece
Aydınlık tenimde, ardına ulaşılamayanın sır kapısı
Gül bahar gülümse
Taze bir ten gibi doğ gündüzüme
Tanımadığım ten kül tablamda, sönmüş izmarit
Ciğerimi yakan,
Sakağımda akan kansın , dilimde bedenimde…
Kusmaya raddelerde göz bebeğime bakansın.
İçimdeki bebeğe ulaşan.
Uzat elini, boğumlu bileklerimle tutunayım.
Uzat elini
Bırak ellerimi
Uzat elini
Çek ama hayatımdan
Son boğumumdan…
İlk güne bağlanış, dün gibi gündüzüme
Ben ağlamadan sol göğsündeki süte doyur beni
“Alnımdan öpme”
Körpe bir dudak doktordan satılık(!)benimkisi
Tenin ardındakine dokunan, parmak
Kıvrılıyor yasak tende;
Ayrılık…

Gözler ters düz bedenlerde görürken içlerdeki kahveyi
İçimdeki hayvan ölü uykuda, inleyen bedenlerin terkisinde
Titrerken, kayıp gidiyorsun terli avuçlarımdan
Bu son sevişmemiz…
Farklı yerlerde tadarken sarhoşluğu,
Sen mübah olan alın öpücüğü
Tadarken…
Sıvılarımıza bulanmış yatağımda üşüyorum.
Söylenen her cümle benlikte joker etkisi,
Çekiyor yanakları şakaklara…

Bağlı bağımlı bir yaşam, aldığım her lokma bir başka kursaktan arda kalan
Gel artık gölgem bekleyeli çok oldu.
Hala terk etmediysen…



14-15 şubat Antalya 2010 berk

Çocukluk

Çocukluğumda annemin arkadaşları arasında düzenlenen günlerin vazgeçilmez ikramı kısır.
Bulgurdan şaheser çıkarma olayıdır.
Çok kişiden yemedim yapılmadı değil ben yemedim gıcıklık var ya serde.
İkram olarak gördüğüm kısır akşam yemeği oldu öğrenciliğimde söz başka yere gitmesin, memnunum bu durumdan Haydar'ın elinden yapıldıysa her şeyi yerim o ayrı.

Öğrencinin burnu sürtülsün hayatı öğrensin derler... Böyle ise öğrencilik paylaşmaksa elde avuçtakini, düşünmeden ötesini son paranla dışardan yemek yemekse yaşadım.

Mutluyum, u_mutlu değil karamsarım görebiliyorum, düşünüyorum geleceğin ne getirceğinde değil düşünceler(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma) neyi götürdüğünde bana sorarsan çocuklar daha önde benden.
Yitirilmemiş masumlukları(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma)hayata ikililikle bakmıyorlar.
Yedi iklimi yaşadığım bu günde ardımda bıraktıklarımla varım.

Hatalarım her yüz görümlüğüm, sancılı ne zaman etkisini yitirecek bilemiyorum.Kardiyolojik bir beden arıyorum.Maddesel şekillendirme sürecimde,üç noktalı bir beden;kör,sağır,dilsiz dilrubam.

Burnum hayırsız arkadaşlık etme artık nefes çekmekten usandım.Bu hastalıklı bu bohem dünyamdan sıkıldım ;huzur geri dursun yalnızlığın terkisinde düşünceler, şarap, parmaklarım...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Boşluk

Yazmaya ihtiyacım var anlatacak neyim var ki?
Kendi hikayem... düşünmek lazım ne kadar benim ki!
Aldığım her nefes başka kursaktan arda kalan,Öpüştüğüm her dudak benim olan neyim var ki.

Bu gece güçsüzüm...

PS.

Bedenim bu aralar iyi durumda değil nedense evhamlı durumumdan eser yok.
Düşünmüyorum yaşıyorum.

Bazı zamanlar yaşamak için yemek yiyen zihniyetim sen ne güzel şeysin öyle...
Bu günde gel gitleri sıkça yaşadım.Anım anımı tutmuyor, sanki ben duvarların içinde değilimde duvarlar benim içimde.Dilimde metalik tortulu bir tat var beton soğukluğunda.
Düşünmüyorum yaşıyorum.

Dolapta dört portakal buldum içimdeki çocuk şımardı bu duyguyu özlüyorum.
Şımarık masumluğum kirlendi mi?
Ellerime yapışan benlik iğneleri batsan kanatsan tenimi, bu kadar acizliğime kapılmazdım.
Ne dersin belki başka sabaha...

Düşünmüyorum yaşıyorum.

Karın ağrım

Gece sesi Düşüncelerim.
İçsiz Yalnızlık.
Hissiz bir hayvan gibi yeni doğan güne bağlanış.

Garip kendimi böyle hayal etmezdim.
Güçlüydüm güçsüzlüğe aldanışlarımda bile, peki ya şimdi.
"Sonuç elde kalandır".Elimdeki kum taneleriyle yalnızlığı paylaşmak.
Her tanede düş kırıkları saklı.

Bu kadar karamsarlık neden; baksa deniz gökyüzüyle buluşsa gözlerim,içimdeki hayvanın terkisinde.

Yapamıyorum,başaramıyorum, zamanı tekrar yaşmak ardı ardına aynı hatalarla.
Ne dersin belki başka bahara...