Eski hayat ve yeni hayat gibi yaşadığım gün. Eski yaşamım il sınırımdan çıktığım anla beraber yeni hayata doğru değişti.
Özgürlük yitti,Nefes alışım değişti, ben değiştim...
İyi değil bu kapana kısıldım zorunlu tatil bir hafta...
Toz,Yün, sıkıntı hangisi nefes almamı zorlaştıran,hangisi daha etkili.
Yazmak istemiyorum
26 Haziran 2010 Cumartesi
16 Haziran 2010 Çarşamba
İnanç
Gözden geçirmek bazen güzel bazı zamansa anlamlı.Varlık nedeni gibi insanın, anlamsızca sürüklendiğim bu an gibi.Elimde değil bazı yaptığım hatalar.Sürüklenmek belkide girdabına amansızca kapılma isteği.
Bazen kumların içinde en küçük kum tanesi olduğumu unutup yaşıyorum hatırlatılması biraz acı verici,Küçük burjuva günlerimde...
Hayatta hep ikililikler var Beyaz-zenci,Küçük-büyük, şii-sünni,Türk-Kürt, vs. vs...
Saplantılı zihinlerde büyütülen ikililikler,farkı var mı? beyazın zenciden ya da küçüğün büyükten görsel algı ya da algılayış meselesi.
Aynı programı izlemek ve farklı sonuçlar çıkarmak güzeldir.Yargılamadan,küçük görmeden,anlayarak...
Silk üstünden tarihsel algını anlatılan ile yaşanan farklı gör duyma,gör işitme ne farkın var eşit olmaya çabalarken isteklerinizle kendini neden farklılaştırıyorsun. Ne bekliyorsun yüreğim öğrenemedin mi! Kalana git Gidene kal denmez...Niyedir öfken nedendir üzüntün...
Limandan kalkan gemi gibi sürükler ardında köpüklerini mutluluk.Limandan kalkan gemi gibi gidiyorsun ya yüreğim ve ben hep sığınacak limanınım unutma.Çıplakken sevdim seni yalın, yalansız, saygısız, umarsız... Unutma ardında yitirdiklerin yarınlara taşıdıkların ben seni kaybetmedim!!!
Boş gözlerle bakıyorsun ya şimdi,günü senle bitiriyorlar ya aldanma!
Kumsaatim kum zerreciğiyim okursan anlarsın bu gece özür gecem kaldık ya biz bir başımıza ki mekan değişse ne olur diyeceksin olsun varsın kum tepesi tanecik olduğunu hatırladı olsun varsın.
sohbetin güzeldi her ne olursa olsun... Yalnız deme bana yüzün neden öyle biliyorsun anlatamam yok kelimelerle tarifi anlatsam anlayamazsın çünkü yok ötesi kırıldım.Anlamazsın çünkü senin için küçük olan benim için derya deniz.
Kaşık suda boğuldum kaşığım okyanusum benim,Sen aş dalga dalga üstüne ben sislerin içindeyim.
Gece sessiz ben yatağıma yabancı gözlerim seçmesede yazılanları yazan parmaklarımın anlattığı ait hissetmiyorum kendimi artık evime...
Hissettiğim acı avutmak avunmak gocunmak fayda vermez gitmeliyim sadece sessizce yürüyüp gitmeli...
Telefonda "Başlatma" diye başlayan söz varya hala kulaklarımda Benden önemli varmı ötesi kalbim sancılı haftanın sözcükleriyle parçalarında arıyor en sır cümlesini.
Kahve kokusu düşlerim akan telvem, ardında bıraktı beyazlığını ne kadar benim anlamalısın bitti buraya kadar sesler bağırışlar,tepkisizliğime alış bekleme benden sevgi sözcükleri bedeninin haykırışı acıtsada içimi çözüldüm paylaşamam.
Kördüğümüm,Kördüğümüm tut ellerimi, Çek ellerini,Nefesini,Nefesimi,Hisset, Çek nefesimi damarlarına çözüneyim ve unut ardı yıkılmış hayallerdeki baldırı çıplak hayaletimi adım her ne olursa olsun bir isim ver bana kalbinde ebedi kalayım.
Yalnızlığım içi ardı arkası çözülmez duvarlarım, Sessiz kalbimin atışını duyacak kadar kıpırtısız bu gece benim...
Son iki gecem ne kadar benimdin ki üzülüyorum.
Antalya senden ayrı sekizinci gecem, sanma ki senden ayıranlar bildiler hakkını bende bıraktığını,Anlamadılar sormadılar yanaşmadılar yalnız başlarına göremedim başka gözler yokken gözlerini merakımı gideremedim anladım ki, Yıldızım hariç silinmiş gözlerden gözlerim...
Küçükken tasolarımı harfli kenardan çizerdim bilirdim ütülmüş tasolarımı,Her gördüğümde içim sızlardı ses etmezdim.Kenarında kalsın çizgilerim ,Ellerim,bedenim,Çizgilerim...
Bazen kumların içinde en küçük kum tanesi olduğumu unutup yaşıyorum hatırlatılması biraz acı verici,Küçük burjuva günlerimde...
Hayatta hep ikililikler var Beyaz-zenci,Küçük-büyük, şii-sünni,Türk-Kürt, vs. vs...
Saplantılı zihinlerde büyütülen ikililikler,farkı var mı? beyazın zenciden ya da küçüğün büyükten görsel algı ya da algılayış meselesi.
Aynı programı izlemek ve farklı sonuçlar çıkarmak güzeldir.Yargılamadan,küçük görmeden,anlayarak...
Silk üstünden tarihsel algını anlatılan ile yaşanan farklı gör duyma,gör işitme ne farkın var eşit olmaya çabalarken isteklerinizle kendini neden farklılaştırıyorsun. Ne bekliyorsun yüreğim öğrenemedin mi! Kalana git Gidene kal denmez...Niyedir öfken nedendir üzüntün...
Limandan kalkan gemi gibi sürükler ardında köpüklerini mutluluk.Limandan kalkan gemi gibi gidiyorsun ya yüreğim ve ben hep sığınacak limanınım unutma.Çıplakken sevdim seni yalın, yalansız, saygısız, umarsız... Unutma ardında yitirdiklerin yarınlara taşıdıkların ben seni kaybetmedim!!!
Boş gözlerle bakıyorsun ya şimdi,günü senle bitiriyorlar ya aldanma!
Kumsaatim kum zerreciğiyim okursan anlarsın bu gece özür gecem kaldık ya biz bir başımıza ki mekan değişse ne olur diyeceksin olsun varsın kum tepesi tanecik olduğunu hatırladı olsun varsın.
sohbetin güzeldi her ne olursa olsun... Yalnız deme bana yüzün neden öyle biliyorsun anlatamam yok kelimelerle tarifi anlatsam anlayamazsın çünkü yok ötesi kırıldım.Anlamazsın çünkü senin için küçük olan benim için derya deniz.
Kaşık suda boğuldum kaşığım okyanusum benim,Sen aş dalga dalga üstüne ben sislerin içindeyim.
Gece sessiz ben yatağıma yabancı gözlerim seçmesede yazılanları yazan parmaklarımın anlattığı ait hissetmiyorum kendimi artık evime...
Hissettiğim acı avutmak avunmak gocunmak fayda vermez gitmeliyim sadece sessizce yürüyüp gitmeli...
Telefonda "Başlatma" diye başlayan söz varya hala kulaklarımda Benden önemli varmı ötesi kalbim sancılı haftanın sözcükleriyle parçalarında arıyor en sır cümlesini.
Kahve kokusu düşlerim akan telvem, ardında bıraktı beyazlığını ne kadar benim anlamalısın bitti buraya kadar sesler bağırışlar,tepkisizliğime alış bekleme benden sevgi sözcükleri bedeninin haykırışı acıtsada içimi çözüldüm paylaşamam.
Kördüğümüm,Kördüğümüm tut ellerimi, Çek ellerini,Nefesini,Nefesimi,Hisset, Çek nefesimi damarlarına çözüneyim ve unut ardı yıkılmış hayallerdeki baldırı çıplak hayaletimi adım her ne olursa olsun bir isim ver bana kalbinde ebedi kalayım.
Yalnızlığım içi ardı arkası çözülmez duvarlarım, Sessiz kalbimin atışını duyacak kadar kıpırtısız bu gece benim...
Son iki gecem ne kadar benimdin ki üzülüyorum.
Antalya senden ayrı sekizinci gecem, sanma ki senden ayıranlar bildiler hakkını bende bıraktığını,Anlamadılar sormadılar yanaşmadılar yalnız başlarına göremedim başka gözler yokken gözlerini merakımı gideremedim anladım ki, Yıldızım hariç silinmiş gözlerden gözlerim...
Küçükken tasolarımı harfli kenardan çizerdim bilirdim ütülmüş tasolarımı,Her gördüğümde içim sızlardı ses etmezdim.Kenarında kalsın çizgilerim ,Ellerim,bedenim,Çizgilerim...
10 Haziran 2010 Perşembe
Gece
İzmir ve gece, bir birinden ayrı bir o kadarda bağımlı ikilinin içinde nefes almak.Bu gün için kararsızım güzel mi? sıkıntılı mı? karamsar mı? bilemiyorum belki de hepsi.Bir güne sığdırılabilecek hangi duygu varsa minnet,ihanet,saygı,sabır,şevkat bunları yaşadıktan sonra bu neyin sabahı.
Ey gece bilmezmisin kaç ayıbı örter örtün ne diye kaldırırsın kaçarcasına perdeni gözlerimden.
Bu gece sessiz sakin huzurlu.Siyah telveden uzak kahve telvesi gibi bir haykırış benimkisi...
Ey gece bilmezmisin kaç ayıbı örter örtün ne diye kaldırırsın kaçarcasına perdeni gözlerimden.
Bu gece sessiz sakin huzurlu.Siyah telveden uzak kahve telvesi gibi bir haykırış benimkisi...
5 Haziran 2010 Cumartesi
Başka ten
başka bir tenle uyandım.Eskiden kalma alışkanlık yüzümü erken yıkadım.Masum gözlerle baktım ağır geldi yüzümle karşılaşmak. Her güne ayrı umutla başlayan yüreğim zamansızlıkta kayboldu,büyüdü küçüldü bedensizleşti.Kalp oldu yüreğim ardını yaşadı hissizliğin.Adı konmuş bir gecenin gözü açık, hörgücü dolu,emanet kanatlarında süzüldüm rüzgar her çarpısında; yavaş demek ve ardı ardına körüklemek , gaz pedalındaki ayağa sahip olamamak. Çizgilerinde hayatım her birine farklı bir ben yerleştirdim,Yüksek süratte Berk birleşirken çizgiler Daha bir ben ve daha da korkmak...
Midemde hep aynı acı canımı yakıyor ya aldığım her yudum aldırma erkeklik var ya serde...
Dışarda birey, evde çocuk, belediye otobüsünde geçmeyen öğrenci olmak kararsızlaştırsada senin gözlerindeki silüetimi tanımlayamamak daha acı veriyor.Gecelerin ardında sarhoşluğum adını hatırlamıyorum beden ölü uykuda sen ki dudaklarıma can veren sıvılarında boğulayım.
Midemde hep aynı acı canımı yakıyor ya aldığım her yudum aldırma erkeklik var ya serde...
Dışarda birey, evde çocuk, belediye otobüsünde geçmeyen öğrenci olmak kararsızlaştırsada senin gözlerindeki silüetimi tanımlayamamak daha acı veriyor.Gecelerin ardında sarhoşluğum adını hatırlamıyorum beden ölü uykuda sen ki dudaklarıma can veren sıvılarında boğulayım.
2 Haziran 2010 Çarşamba
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
