22 Aralık 2010 Çarşamba
kusursuz dünya, temizliyor yine kendini...
uzaklaşmalıyım bulunduğum durumdan,düşüncelerimden iz düşümümden.
Moğollardan şarkı kulağımda "Bi şey yapmalı!" yapmalı mıyım?
Bilmiyorum zor geliyor! alışkanlıklarımdan kurtulmak ,alışkanlık mı? Pasifliğim serkeş halim iyiydi...
değişim gerekiyor biliyorum çünkü durumdan hoşnutsuzluk zamanlarımdayım. Çok depresifim bu durum artık hoşuma da gitmiyor...
Çözüm kolay!
10 Aralık 2010 Cuma
ruhumun BAgı
Kırılmak çok kolay oldu
Alışmak bir o kadar zor
Yaşım sır verir oldu
Darılmak çok kolay oldu
Barışmak bir o kadar zor
Vakit az gelir oldu
Ölümden beter oldu
Yazmamışlar kaderimi kimse ile
Sarılmışlar niceleri sevgiyle
Uçan kuşlar,
dönmez geri güz diye
Yazmamışlar kaderimi..
Tanışmak çok kolay oldu
Sevişmek niye böyle zor
Yerim dar gelir oldu
Ölümden beter oldu
Yazmamışlar kaderimi kimse ile
Sarılmışlar niceleri sevgiyle
Uçan kuşlar dönmez geri güz diye
Yazmamışlar kaderimi
3 Aralık 2010 Cuma
ağır
Kendimle yüzleşmekten kaçarak ve sığınıp gecenin sarkan elbisesine yağmurdan damlalarda sana yaklaşıyorum.
Amacın ne senin!
TÜKETMEK ZAMANI EN BÜYÜK AMACIM
BAŞKA HAYATLARA İMRENMEK
NEFRET ETMEK İNSANLARDAN...
ÇOK KARAMSAR OLDU DUR DUR GERİ ALALIM EN BÜYÜK AM-ACIM NEYDİ Kİ!!!
17 Kasım 2010 Çarşamba
pıs
Gülmek demişken ne kadar az gülüyorum fark ettim de. İçimdne eksilen ne ? Bu belki de en salakça yazım ama yazmasam çıldırıcaktım.
21 Ekim 2010 Perşembe
11 Ekim 2010 Pazartesi
Bitmeyen
Amerikayı keşfetmek
Saldırır salyalı ağızla her damlasında bedenimkinden farklı bir kimya.
Bir birin milyon farklı çeşidi, senin doğruların benimkinden üstün mü?..
Sorgulamalı, anlamalı, tartmalı sözleri.
Dilimden damlayan kanların oluşturduğu harede gel bul beni.
Oynamak...
Sessiz kalmak anlamsız tartışmadan daha mı? yararlı sorgulamıyorum.
İçselleştirilmemiş süslü altın varaklı bir yalnılıkta bilinmeyen bölgede hangi kelime kurar üstünlüğünü.
Bilemiyorum bu değişiklik bana ne kazandırdı.
Bilebildiğim daha karanlık ve daha da yalınlaştırdığı.
Yalnız geldik dünyaya yalnız tüketeceğiz.
Tükettik, tüketildik.Bağımlısı olduk,bağımsızlık arayışında birkaç iyi adamlardık.
Birbirimize düştük yalnızlaştık.
Hepsi bu kadar.
30 Eylül 2010 Perşembe
Zamansız
Çalışmam, yazmam, çekmem lazım.
Düşünüp,söyleyip,ağlamam lazım.
Kulaklarım arar gibi badlik amirini bense dalmışken kışın en sır uykusuna kum oldu zaman.
Korkularım,arzularım + sonuç elde kalandır + Benliğim + bedenim = ?
Fazla mı umutsuz geldi noktalama işareti yok artık bana da umutsuz geldi yazdıklarım ama böyle düşüncelerim
kahve zamanım geldi
12 Eylül 2010 Pazar
Nedense
Aşk hislenemi;Üçgen kaslarda kasılma...
Umutsuzlaşma denklemi; genital bölgede kullanma.
Yol
Yine yeni yeniden başlangıçlar.Korku ve çekim.
Gizem ve büyü egemen ruhuma
17 Ağustos 2010 Salı
Eski Bir öfke patlaması
SİLİP ATMAK YAŞANANLARI
KABULLENMEK BU HAYATI
HAYKIRAMAMAK
YAŞAMAK HEP İÇTEN İÇE AŞKI
GÜLÜMSEMEK YÜZÜNE
SANKİ HİÇ DÜŞLEMEMİŞ GİBİ
KABULLENMEK
MESAFELER KOYMAK ARANA
BUZDAN DAĞLAR YARATMAK
NEDENSİZCE…
AŞILAMAZ ZANNETTİĞİN ANDA
KARŞINDA BULMAK TÜM ÇIPLAKLIĞINLA
İSTEMİYORUM DESENDE SAKLAYAMAMAK GÖZLERİNİ
YAŞAMIN ÜZERİNE ESPİRİLER YAPMAK
ALAYA ALMAK YAŞADIĞIN GÜNLERİ
HİÇ DÜŞÜNMEDEN ÖTESİNİ
KUL VE EFENDİ
KİM
BİLEMEMEK VE ADIMLAR ATMAK HAYATA
ÇEKİNEREK YÜRÜMEK
İPİN UCUNUN NEREYE GİTTİĞİNİ BİLMEDEN
ÂŞIK OLMAK HAYALLERE
İNANMAK VARLIĞINA
RUHUDA OLSA BEDENİDE OLSA HAYAL OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK
DİBE VURMAK VE NEFES ALMAK İSTEMEK
BOĞULACAĞINI BİLE BİLE
GÖZLERİNİ KAPAMAK GELEN GECEYLE GÜNE
HİÇ DÜŞÜNMEDEN KAPAMAK
BELKİDE UCUNDA HİÇ AÇMAMAK VAR
SÖZLER VERMEK VE BAHANELER BULMAK YAPMAMAK İÇİN
SIRTINI DÖNMEYİ DÜŞMANINA
MERTLİK SANMAK
HER HANÇER YİYİŞTE BİRAZ DAHA OLGUNLAŞMAK
HER DÜŞ KIRIKLIĞIYLA HAYKIRMAK ALLAH’A
VE
TÖVBELER ETMEK İÇKİ MASALARINDA…
İNSANIM YA…
6 Ağustos 2010 Cuma
çehrem
Ay karan.
Kırmızı çizgide sondan eklemeli kelime,
Bitişken dil ıslak öpücüğünde buldu
kaybetmeye meğilli kağıt blöf yapar gibi sevişmede
Ardını işledi cümlelerin
Düşledi devden sonrasını.
Niyetsiz oruçtu yalnızlığı.
Nafile!
Çehrene düşmüş gözlerim,ardı karanlık gecenin en sır yalnızlığında
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Deve cüce
Katresine bulandım ardı yalnızlıktı tükendim.
Doğruldum baktım ardına, cüceydi efendisi devin.
Devinim aynı vücutta katre değişimi.
Ardında kalan ardıydı düşüncelerin yetiştim.
Birdi belki Soyu soyuna bulanmış nefesim gitme.
Belki sade sarhoşluk bu ağırlaşan saatte.
30 Temmuz 2010 Cuma
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Seyrüsefer
Zorumdalık hali,zorundalılık hali esiri azam azrailin gözlerinde.
25 Temmuz 2010 Pazar
içime çekildim kabuğumda sessizce düşün,taşın,çözüm sancıları.
Alıkoyuluyor yine yalnızlığım bir mahremiyetin terkisinde.
Evimdeyim babaocağı,Ölü toprağı serpilmiş sanki iki canda yaşama belirtisi yok ruhları kayıp.Döndün durdum mumun etrafında ateşe bakan gözlerim Şah Şah Şah...
Kayıp gidiyor avuçlarımdan elden gelmeyen yürekte sancı sancısı derinde kalacak mı bilinmez ama bittim buraya kadarmış...
18 Temmuz 2010 Pazar
Yaz akşamı
Aidiyeti hissetmeyen yürek, beyaz saf tende medcezir.
Yarını dünden arda kalan göz kıpırtısı gözyaşı.Ağır geliyor bazen olacakları düşünüp hareket etmek, son kavşakta cam kırıkları.
Yapabilirim kurtulabilirim neye yarar aynadaki adam değişir mi?..
Bir nefes daha, ıslak tende dilemma.
İçimdekiler sayfamda bir numara daha güneşi lanetleyen sözlerin.
öç
Nefret
Ayrılık
Hepsini yaşadıktan sonra neden gecenin karanlığı.
Kaçıyor gibi sorumluluklardan ardına bağlamak benlik iğnesini.
Kasığımda ölen bir yaz akşamında
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Başlangıç
Yeni filmler yeni kitaplar,yeni yeni düşünceler...
Kendimi kandırıyorum ya olsun.
Sahte huzur saatlerine değer.
11 Temmuz 2010 Pazar
Şu an
Cereyan eden durumdan tiksiniyorum
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Hakkari
HAVADA BULUT DER YA İÇLİ İNSAN YANSITIR DURUMUMU
ÇORAK TOPRAK TENİM
GÜN GECE, GECE GÜN
FARKINA VARMAZSIN YA İÇİNİ DÖKER YILDIZ TOZ OLURSUN
BİR BEN VAR BENİM İÇİMDE DİYEMEM BİTER TÜRKÜ
OT YETİŞMEZ ÖÇÜN ALACA KARANLIĞINA GEBE
YÜREK ETTEN ORGAN DER YA ŞAİR
KAN DOLAR CİĞERİME
SÖYLEMEDİĞİM HER SÖZ KELEBEK ETKİSİ
HAKKARİ VE BEN
ALA BİLDİĞİNE GECE
ÜŞÜYORUM
KAR KAPLI GECE, KALP SICAKLIĞI
SAR BEDENİME ELLERİNİ,
SARP AŞILMAZ GÜN GÖRMEZ GÜNLERE
SAR BEDENİNİ ELLERİME
DENİZ GİBİ KARANLIK SADE SİLÜETİN
İÇİNDE ERİŞİLMEZ
ERİŞİLEMEYENİ KABULLENEN GÜNEŞİ BEKLEYEN YABANCI
SEYYAH ŞAH ŞAH ŞAH
ŞAH DAMARIMA YAKIN OLAN
KAÇARCASINA SEVİŞLERİM
HER ALDATILIŞTA DAHA DA OLGUN
HER YALVARIŞTA DAHA ÇOCUK
GÖZYAŞINDA DENİZ
DERYA,GÜN GÖZYAŞI…
SAKİNLİĞİNDE BİR MANA VAR BİLİYORSUN
BU GÜÇ SAVAŞI NİYE
GALİBİ BELLİ BİR SAVAŞ
TÜKETME UMUDU
UMUDU KATIK ETME BEDENE
BEDEN BEDEN ÜSTÜNE TÜKETİRKEN MASUMLUĞUNU
ÇORAK TENİNDE BİR ANNE GÖZLERİME ANNEM GİBİ BAKIYOR
26 Haziran 2010 Cumartesi
Gece yıldız ve düşler
Özgürlük yitti,Nefes alışım değişti, ben değiştim...
İyi değil bu kapana kısıldım zorunlu tatil bir hafta...
Toz,Yün, sıkıntı hangisi nefes almamı zorlaştıran,hangisi daha etkili.
Yazmak istemiyorum
16 Haziran 2010 Çarşamba
İnanç
Bazen kumların içinde en küçük kum tanesi olduğumu unutup yaşıyorum hatırlatılması biraz acı verici,Küçük burjuva günlerimde...
Hayatta hep ikililikler var Beyaz-zenci,Küçük-büyük, şii-sünni,Türk-Kürt, vs. vs...
Saplantılı zihinlerde büyütülen ikililikler,farkı var mı? beyazın zenciden ya da küçüğün büyükten görsel algı ya da algılayış meselesi.
Aynı programı izlemek ve farklı sonuçlar çıkarmak güzeldir.Yargılamadan,küçük görmeden,anlayarak...
Silk üstünden tarihsel algını anlatılan ile yaşanan farklı gör duyma,gör işitme ne farkın var eşit olmaya çabalarken isteklerinizle kendini neden farklılaştırıyorsun. Ne bekliyorsun yüreğim öğrenemedin mi! Kalana git Gidene kal denmez...Niyedir öfken nedendir üzüntün...
Limandan kalkan gemi gibi sürükler ardında köpüklerini mutluluk.Limandan kalkan gemi gibi gidiyorsun ya yüreğim ve ben hep sığınacak limanınım unutma.Çıplakken sevdim seni yalın, yalansız, saygısız, umarsız... Unutma ardında yitirdiklerin yarınlara taşıdıkların ben seni kaybetmedim!!!
Boş gözlerle bakıyorsun ya şimdi,günü senle bitiriyorlar ya aldanma!
Kumsaatim kum zerreciğiyim okursan anlarsın bu gece özür gecem kaldık ya biz bir başımıza ki mekan değişse ne olur diyeceksin olsun varsın kum tepesi tanecik olduğunu hatırladı olsun varsın.
sohbetin güzeldi her ne olursa olsun... Yalnız deme bana yüzün neden öyle biliyorsun anlatamam yok kelimelerle tarifi anlatsam anlayamazsın çünkü yok ötesi kırıldım.Anlamazsın çünkü senin için küçük olan benim için derya deniz.
Kaşık suda boğuldum kaşığım okyanusum benim,Sen aş dalga dalga üstüne ben sislerin içindeyim.
Gece sessiz ben yatağıma yabancı gözlerim seçmesede yazılanları yazan parmaklarımın anlattığı ait hissetmiyorum kendimi artık evime...
Hissettiğim acı avutmak avunmak gocunmak fayda vermez gitmeliyim sadece sessizce yürüyüp gitmeli...
Telefonda "Başlatma" diye başlayan söz varya hala kulaklarımda Benden önemli varmı ötesi kalbim sancılı haftanın sözcükleriyle parçalarında arıyor en sır cümlesini.
Kahve kokusu düşlerim akan telvem, ardında bıraktı beyazlığını ne kadar benim anlamalısın bitti buraya kadar sesler bağırışlar,tepkisizliğime alış bekleme benden sevgi sözcükleri bedeninin haykırışı acıtsada içimi çözüldüm paylaşamam.
Kördüğümüm,Kördüğümüm tut ellerimi, Çek ellerini,Nefesini,Nefesimi,Hisset, Çek nefesimi damarlarına çözüneyim ve unut ardı yıkılmış hayallerdeki baldırı çıplak hayaletimi adım her ne olursa olsun bir isim ver bana kalbinde ebedi kalayım.
Yalnızlığım içi ardı arkası çözülmez duvarlarım, Sessiz kalbimin atışını duyacak kadar kıpırtısız bu gece benim...
Son iki gecem ne kadar benimdin ki üzülüyorum.
Antalya senden ayrı sekizinci gecem, sanma ki senden ayıranlar bildiler hakkını bende bıraktığını,Anlamadılar sormadılar yanaşmadılar yalnız başlarına göremedim başka gözler yokken gözlerini merakımı gideremedim anladım ki, Yıldızım hariç silinmiş gözlerden gözlerim...
Küçükken tasolarımı harfli kenardan çizerdim bilirdim ütülmüş tasolarımı,Her gördüğümde içim sızlardı ses etmezdim.Kenarında kalsın çizgilerim ,Ellerim,bedenim,Çizgilerim...
10 Haziran 2010 Perşembe
Gece
Ey gece bilmezmisin kaç ayıbı örter örtün ne diye kaldırırsın kaçarcasına perdeni gözlerimden.
Bu gece sessiz sakin huzurlu.Siyah telveden uzak kahve telvesi gibi bir haykırış benimkisi...
5 Haziran 2010 Cumartesi
Başka ten
Midemde hep aynı acı canımı yakıyor ya aldığım her yudum aldırma erkeklik var ya serde...
Dışarda birey, evde çocuk, belediye otobüsünde geçmeyen öğrenci olmak kararsızlaştırsada senin gözlerindeki silüetimi tanımlayamamak daha acı veriyor.Gecelerin ardında sarhoşluğum adını hatırlamıyorum beden ölü uykuda sen ki dudaklarıma can veren sıvılarında boğulayım.
2 Haziran 2010 Çarşamba
31 Mayıs 2010 Pazartesi
nedensiz
yatağım yabancı gibi şu an evim bedenim yabancı sinirliyim.
Kontrol etmekte zorluk çekiyorum,İçimdeki hayvan ya ele geçirirse beni...
30 Mayıs 2010 Pazar
Gece
Yatağımdan ayrı her gece sade uykuya hasret bir beden ve ben varım.
Tilki uykusu denen bir uyku.
Uyandım alışkanlıklar, Sohbet çabalarıla geçti zaman.Bir de Seke'yi uyandırma çabalarım.Kulağımda "Beni sal, ya Berk sal beni, Sal beni köpek" sesleri.
Şarap yudumluyorum Köpek öldürene de alıştırdılar sağ olsunlar.
Güneş güzel, müzik güzel, hava güzel, şarap eh işte...
mistik bir cümleyle kapamalı bu yazıyı ne dersin.
Seke seke geldim Sike sike gidicem_Bu şehirden
27 Mayıs 2010 Perşembe
Gibi gibi
Ilık bir yaz meltemi tenimde, eski günlerden hatıralara gebe şarkılar.
Çocukluk aşklarım... Adsız dosya açmışım içinde dünyamın kayıp bir klasör bulunca kıymetlimi mutlu oluyorum.
Ayım bıdık, köpeğim hamdi,knex ve hayallerim bu gece sizlerden bir hamdi var yanımda.
O da eskisi gibi bakmıyor bana küs de değiliz ama neyse alışığız bu duruma biliyoruz.
Kaktüsüm bile boyun eğmiş güne kaldır başına bak göğe altında milyonlarca hayat var.Farklı tenler ,iklimler.
Evet kahve lazım şu an bana bol telveli iç karartıcı bir de fal. Alay edeyim kendimle kusayım diye kini nefreti bol telveli bir yalnızlığa...
26 Mayıs 2010 Çarşamba
Bu Gece
Düşler ve beden
Düşler, beden, fizik yasaları arasında bocalarken ;günler arasında tarihi bilinmez yolculuk.
Öğünlerin sırası yok, kahve sigara zamanı birazda umursamaz tavırlarda kahrederken; öpmediğim her kadına içten bir yakarış tenimde.
Zamanı yok sayarcasına beklemeler.Ben der gibi sözlerin gibi gibi hasretlik benimkisi.
Açlığımı gidercek yaşımı dindirecek bir kadın değil(Arabeske bağlamayalım) Yanında yalnız senin olmalıyım varlık nedenim gibi değil var olma sebebim. Sonu gelmez yakarışların ardını yaşıyorum sözün bittiği yerdeyim; söz biter,biter yakarış yaz olur.
Eylül gecelerinden kalma alışkanlık gece yine histerik bulutlu dolunay.ARdını göremediğimden korkak, çelimsiz,masum, GÜnAHKAR...
Arınmışlık yıpratır teni,Günahkar dokunuşlar, Sen; meleğim gir kanıma.Sersemlemiş tende alkol etkisi.Gözlerini görüyorum,biliyorum düşünüyorum ötesini. Kelimelerimden akarken sen,biz olurken tümcesiz cümlelerin en sır kapılarında bu kaçıncı sabahım olacak korkuyorum.
Yanımdamısınız Masa arkadaşlarım kaçınız içimdesiniz kırık kabuğumda, oyuk duvar dökük sıvalara bulanmış parmaklarım...
BerK
25 Mayıs 2010 Salı
Deniz
Deniz, Kadın gibi benim için ne kadar içinde olsan da, Varlığına egemen olamıyor aciz silüetin.
Geçen zamanla düşüncelerin aynı kalması garip( çok geçmedi dur be çocuk)
Sesler bedenimde kelebek etkisi
Anne sesine hasret bir türkü kıvamında yaşanan hasretlik
Onlarlayım ama onun gibi değil!
Göbek bağı kesilen bebek gibi hür
Ve ağlamaklı bir şarkı kıvamı akan kana hasretlik
Bir güne yedi iklimi sığdıran güz güneşim
Teninde boynun da, o koku
Şah şah şah
“Sonuç elde kalandır” Avucumda biriken zamanlara inat yaşamak
Yapılan hatalardan ders almak ve itiraf etmek
Arkadaşımın aşkına(!)
Nerde yanlış yaptığımı düşünmek; korkarak atmak adımları
Birbiri ardından izlerken adımlar; arkada kalan gölgeme inat
Soluklanma nefes alma ve düşünme zamanı
Gizemsiz gecelere inat(!)
Tenime dokunan elin adın cismin cümlelerin
Soğudu yalan sevgi sözcükleriyle
Sanıyorsun ki ardında kalan çocuk,
Gibi gözü yaşlı, gibi gibi kıpırtısız
Dalgalanırken beden ardında yitirilmiş bedenle
San maki tene hasret.
Kokunu unuttum sade sessiz bir siluet
Etten kemikten, başka adları fısıldayan yürek
Çarpar mı?!!
“Üzüm suyuna vampir”…
Her sigara dudak arası saadet
Yerini tutmuyor ciğerinden gelen dumanı
Üç beden arası saadet…
Yüzümün yarısı gece
Aydınlık tenimde, ardına ulaşılamayanın sır kapısı
Gül bahar gülümse
Taze bir ten gibi doğ gündüzüme
Tanımadığım ten kül tablamda, sönmüş izmarit
Ciğerimi yakan,
Sakağımda akan kansın , dilimde bedenimde…
Kusmaya raddelerde göz bebeğime bakansın.
İçimdeki bebeğe ulaşan.
Uzat elini, boğumlu bileklerimle tutunayım.
Uzat elini
Bırak ellerimi
Uzat elini
Çek ama hayatımdan
Son boğumumdan…
İlk güne bağlanış, dün gibi gündüzüme
Ben ağlamadan sol göğsündeki süte doyur beni
“Alnımdan öpme”
Körpe bir dudak doktordan satılık(!)benimkisi
Tenin ardındakine dokunan, parmak
Kıvrılıyor yasak tende;
Ayrılık…
Gözler ters düz bedenlerde görürken içlerdeki kahveyi
İçimdeki hayvan ölü uykuda, inleyen bedenlerin terkisinde
Titrerken, kayıp gidiyorsun terli avuçlarımdan
Bu son sevişmemiz…
Farklı yerlerde tadarken sarhoşluğu,
Sen mübah olan alın öpücüğü
Tadarken…
Sıvılarımıza bulanmış yatağımda üşüyorum.
Söylenen her cümle benlikte joker etkisi,
Çekiyor yanakları şakaklara…
Bağlı bağımlı bir yaşam, aldığım her lokma bir başka kursaktan arda kalan
Gel artık gölgem bekleyeli çok oldu.
Hala terk etmediysen…
14-15 şubat Antalya 2010 berk
Çocukluk
Bulgurdan şaheser çıkarma olayıdır.
Çok kişiden yemedim yapılmadı değil ben yemedim gıcıklık var ya serde.
İkram olarak gördüğüm kısır akşam yemeği oldu öğrenciliğimde söz başka yere gitmesin, memnunum bu durumdan Haydar'ın elinden yapıldıysa her şeyi yerim o ayrı.
Öğrencinin burnu sürtülsün hayatı öğrensin derler... Böyle ise öğrencilik paylaşmaksa elde avuçtakini, düşünmeden ötesini son paranla dışardan yemek yemekse yaşadım.
Mutluyum, u_mutlu değil karamsarım görebiliyorum, düşünüyorum geleceğin ne getirceğinde değil düşünceler(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma) neyi götürdüğünde bana sorarsan çocuklar daha önde benden.
Yitirilmemiş masumlukları(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma)hayata ikililikle bakmıyorlar.
Yedi iklimi yaşadığım bu günde ardımda bıraktıklarımla varım.
Hatalarım her yüz görümlüğüm, sancılı ne zaman etkisini yitirecek bilemiyorum.Kardiyolojik bir beden arıyorum.Maddesel şekillendirme sürecimde,üç noktalı bir beden;kör,sağır,dilsiz dilrubam.
Burnum hayırsız arkadaşlık etme artık nefes çekmekten usandım.Bu hastalıklı bu bohem dünyamdan sıkıldım ;huzur geri dursun yalnızlığın terkisinde düşünceler, şarap, parmaklarım...
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Boşluk
Kendi hikayem... düşünmek lazım ne kadar benim ki!
Aldığım her nefes başka kursaktan arda kalan,Öpüştüğüm her dudak benim olan neyim var ki.
Bu gece güçsüzüm...
PS.
Düşünmüyorum yaşıyorum.
Bazı zamanlar yaşamak için yemek yiyen zihniyetim sen ne güzel şeysin öyle...
Bu günde gel gitleri sıkça yaşadım.Anım anımı tutmuyor, sanki ben duvarların içinde değilimde duvarlar benim içimde.Dilimde metalik tortulu bir tat var beton soğukluğunda.
Düşünmüyorum yaşıyorum.
Dolapta dört portakal buldum içimdeki çocuk şımardı bu duyguyu özlüyorum.
Şımarık masumluğum kirlendi mi?
Ellerime yapışan benlik iğneleri batsan kanatsan tenimi, bu kadar acizliğime kapılmazdım.
Ne dersin belki başka sabaha...
Düşünmüyorum yaşıyorum.
Karın ağrım
İçsiz Yalnızlık.
Hissiz bir hayvan gibi yeni doğan güne bağlanış.
Garip kendimi böyle hayal etmezdim.
Güçlüydüm güçsüzlüğe aldanışlarımda bile, peki ya şimdi.
"Sonuç elde kalandır".Elimdeki kum taneleriyle yalnızlığı paylaşmak.
Her tanede düş kırıkları saklı.
Bu kadar karamsarlık neden; baksa deniz gökyüzüyle buluşsa gözlerim,içimdeki hayvanın terkisinde.
Yapamıyorum,başaramıyorum, zamanı tekrar yaşmak ardı ardına aynı hatalarla.
Ne dersin belki başka bahara...
