14 Mayıs 2011 Cumartesi

Bahar

nefessiz kalktım rüyadan.
İştahsız susuz başladım, biraz kahve biraz sigara zamanları...

Çevremdeki insanları kıskanarak, biraz da bağlanarak ardı sır yalnızlığa.

uyandım, farksız günler her biri diğerinden kısa bir yalan üzerine, tüketiyorum.

Sudan korkan kuduz yabancı bedenim.Tenimin kokusunu seviyorum, aynada yakaladığım masum bakışlarımı. Birayı yudumlamayı seviyorum arsızca yatakta kıvrılıp yatmayı da.

Kahveyi seviyorum, film izleyip onun dünyasında kaybolmayı.Kitapları bir günde okumayı seviyorum hayatla bağlarımı koparmayı.Özlemeyi seviyorum evimi, yatağımı, İzmir'in kokusunu.

Ellerimi seviyorum, nasırsız ufak ellerimi.Soğuk havayı seviyorum tüylerimi diken diken eden o tatlı dokunuşunu.

Denizi seviyorum sessiz olmalı ama kendi kendime şarkı söyleyip arka fona sığdırmalı kendini vurmalı dalgası ayaklarıma,üşütmeli,tuzu yakmalı tenimi arsızca küfreder gibi arada vurmalı dalgaları.Soğuk olmalı titretmeli soğuk tutmalı biramı güneşin altında.
Tüm yaşananlardan sonra neden gecenin karanlığı diye sordurmalı,gece...

Ben ne yapıyorum diye sordurmamalı kadın titrerken beden kaybolmalı biraz da eskilerin terkisinde.
Keşfetmeli biraz da tenine değerken dudaklarım özlem de duymalıyım.Son sevişme, son öpücük gibi hissettirmeli.Gel öğret ve git...

"Bencillerse yaşarlar."

Geçişini bekler gibi bakmalıyım sokaklara, masamda rahat oturmamalıyım.Özler gibi biraz da unutmuş önemsemiyor gibi gözükmeliyim.Dudak arası saadet zamanlarım.Artıklarıyla tutunmalıyım hayatın en kötü kokularında.

Devrik Devrimlerim.

Seni görmemek için kaçmalıyım hayattan saklanmalıyım en güvenli mabedime.Uyumalı, geçmesini beklemeliyim zamanın.Bensiz tüm geceler senin.Rüyalarımda benim gündüz yabancı olurken ardında(lanet edip küfürler savururken güçsüz bedenim yine bana ihanet ederken,kan tükürürken, kusarken, yemek yiyemezken, bacaklarım titrerken)ben...

Donsuz şövalyeyim yine...

Eski bir kayık, pancar motorsuz, çatlak kürekli... Açılıp şöyle şehrin ışıklarının vurduğu maviliğe uzaktan bakmak hayatıma her dalgada kendime gelip tekrar tekrar sarhoşluklar bedenimde.

Özlüyorum, sahipleniyorum,kıskanıyorum, Büyüyorum.

6 Mayıs 2011 Cuma

garip bir zaman döngüsel ve iç acıtıcı. Özlem duyulan her ne varsa dalga dalga bedenimde. Ağlamak, öfke krizlerinden sonra bir sabahı tekrar tekrar karşılamak. Bana ne yaptın kahve zamanım.düşüncelerin düşüncesizce alıkoyar gibi halleri bedenimi çürütür gibi kokuşmuş günsel anlarım.bedenimi cezalandırırca sevişmeler iç çekişlerim. Kafamı dayadım kirli pencereme asfalt siyahlığına düşen inciler için.masumdu sessiz dip karanlıktı ardı düşüncesiz bir beden kıpırtısı iç geçirip titriyorum. Dokunmak, sessizlik arabanın sesi, ayaksesleri,yağmurun sesi arka planda dilek ve kalbimin sesi, sessizlik...
Gün bittl artık karanlık sessiz karanlık. Içimde yalnız çocuk üşüyorum. Öfke duyamıyorum sana bilinç altımda yaralı kalpsin nedensiz kabullenişim...
Dolaysız anlatım...
Bu gün yine kayıplar halkasına girmeye aday... Kahve sadece kahve

13 Nisan 2011 Çarşamba

haybeden

boşluk bu kendi isteğimle yaşadığım anlamsız bir günler çoğunluğu.
Her biri ötekinden kısa ve her biri birbirinin aynısı.
Kısa ama özlü bir söz kıvamında hiç...

Tenimde tenime değen, İsteksiz arzusuz bir kaç dil darbesi.
gündüz renkleri harabe şehirde beyfendi yürüyüşleri.
Taş bedenin taştan kalbin cam kırıntısı umutlar.
Her biri kırılmaya yüz tutmuş beklentisiz biraz da kalp ağrısı.
Sırtımda ağırlaşan bir ağrı ile günle aydınlanmak.
Zor geliyordu her şey kolay gidiyordu kadın.
Dilimin sayıkladığı güneşin tenimi yakmasıydı.
bir bulut ama aslolan.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Kazımak dudak değen her hücremi. Nefret ediyorum kendimden hayat değiştiren bedeni mi.Yasak tenlere değen melek bedenimi kazımak tek tek çıkarmak.aÇıp değiştiriceğim içindeki kalbi üzgün yüzüyle bir ben bana bakıyor .