25 Mayıs 2010 Salı

Çocukluk

Çocukluğumda annemin arkadaşları arasında düzenlenen günlerin vazgeçilmez ikramı kısır.
Bulgurdan şaheser çıkarma olayıdır.
Çok kişiden yemedim yapılmadı değil ben yemedim gıcıklık var ya serde.
İkram olarak gördüğüm kısır akşam yemeği oldu öğrenciliğimde söz başka yere gitmesin, memnunum bu durumdan Haydar'ın elinden yapıldıysa her şeyi yerim o ayrı.

Öğrencinin burnu sürtülsün hayatı öğrensin derler... Böyle ise öğrencilik paylaşmaksa elde avuçtakini, düşünmeden ötesini son paranla dışardan yemek yemekse yaşadım.

Mutluyum, u_mutlu değil karamsarım görebiliyorum, düşünüyorum geleceğin ne getirceğinde değil düşünceler(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma) neyi götürdüğünde bana sorarsan çocuklar daha önde benden.
Yitirilmemiş masumlukları(Cümlü düşük mü kaldı? aldırma)hayata ikililikle bakmıyorlar.
Yedi iklimi yaşadığım bu günde ardımda bıraktıklarımla varım.

Hatalarım her yüz görümlüğüm, sancılı ne zaman etkisini yitirecek bilemiyorum.Kardiyolojik bir beden arıyorum.Maddesel şekillendirme sürecimde,üç noktalı bir beden;kör,sağır,dilsiz dilrubam.

Burnum hayırsız arkadaşlık etme artık nefes çekmekten usandım.Bu hastalıklı bu bohem dünyamdan sıkıldım ;huzur geri dursun yalnızlığın terkisinde düşünceler, şarap, parmaklarım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder