16 Haziran 2010 Çarşamba

İnanç

Gözden geçirmek bazen güzel bazı zamansa anlamlı.Varlık nedeni gibi insanın, anlamsızca sürüklendiğim bu an gibi.Elimde değil bazı yaptığım hatalar.Sürüklenmek belkide girdabına amansızca kapılma isteği.
Bazen kumların içinde en küçük kum tanesi olduğumu unutup yaşıyorum hatırlatılması biraz acı verici,Küçük burjuva günlerimde...

Hayatta hep ikililikler var Beyaz-zenci,Küçük-büyük, şii-sünni,Türk-Kürt, vs. vs...
Saplantılı zihinlerde büyütülen ikililikler,farkı var mı? beyazın zenciden ya da küçüğün büyükten görsel algı ya da algılayış meselesi.

Aynı programı izlemek ve farklı sonuçlar çıkarmak güzeldir.Yargılamadan,küçük görmeden,anlayarak...
Silk üstünden tarihsel algını anlatılan ile yaşanan farklı gör duyma,gör işitme ne farkın var eşit olmaya çabalarken isteklerinizle kendini neden farklılaştırıyorsun. Ne bekliyorsun yüreğim öğrenemedin mi! Kalana git Gidene kal denmez...Niyedir öfken nedendir üzüntün...
Limandan kalkan gemi gibi sürükler ardında köpüklerini mutluluk.Limandan kalkan gemi gibi gidiyorsun ya yüreğim ve ben hep sığınacak limanınım unutma.Çıplakken sevdim seni yalın, yalansız, saygısız, umarsız... Unutma ardında yitirdiklerin yarınlara taşıdıkların ben seni kaybetmedim!!!

Boş gözlerle bakıyorsun ya şimdi,günü senle bitiriyorlar ya aldanma!


Kumsaatim kum zerreciğiyim okursan anlarsın bu gece özür gecem kaldık ya biz bir başımıza ki mekan değişse ne olur diyeceksin olsun varsın kum tepesi tanecik olduğunu hatırladı olsun varsın.
sohbetin güzeldi her ne olursa olsun... Yalnız deme bana yüzün neden öyle biliyorsun anlatamam yok kelimelerle tarifi anlatsam anlayamazsın çünkü yok ötesi kırıldım.Anlamazsın çünkü senin için küçük olan benim için derya deniz.
Kaşık suda boğuldum kaşığım okyanusum benim,Sen aş dalga dalga üstüne ben sislerin içindeyim.

Gece sessiz ben yatağıma yabancı gözlerim seçmesede yazılanları yazan parmaklarımın anlattığı ait hissetmiyorum kendimi artık evime...
Hissettiğim acı avutmak avunmak gocunmak fayda vermez gitmeliyim sadece sessizce yürüyüp gitmeli...
Telefonda "Başlatma" diye başlayan söz varya hala kulaklarımda Benden önemli varmı ötesi kalbim sancılı haftanın sözcükleriyle parçalarında arıyor en sır cümlesini.

Kahve kokusu düşlerim akan telvem, ardında bıraktı beyazlığını ne kadar benim anlamalısın bitti buraya kadar sesler bağırışlar,tepkisizliğime alış bekleme benden sevgi sözcükleri bedeninin haykırışı acıtsada içimi çözüldüm paylaşamam.

Kördüğümüm,Kördüğümüm tut ellerimi, Çek ellerini,Nefesini,Nefesimi,Hisset, Çek nefesimi damarlarına çözüneyim ve unut ardı yıkılmış hayallerdeki baldırı çıplak hayaletimi adım her ne olursa olsun bir isim ver bana kalbinde ebedi kalayım.










Yalnızlığım içi ardı arkası çözülmez duvarlarım, Sessiz kalbimin atışını duyacak kadar kıpırtısız bu gece benim...
Son iki gecem ne kadar benimdin ki üzülüyorum.
Antalya senden ayrı sekizinci gecem, sanma ki senden ayıranlar bildiler hakkını bende bıraktığını,Anlamadılar sormadılar yanaşmadılar yalnız başlarına göremedim başka gözler yokken gözlerini merakımı gideremedim anladım ki, Yıldızım hariç silinmiş gözlerden gözlerim...

Küçükken tasolarımı harfli kenardan çizerdim bilirdim ütülmüş tasolarımı,Her gördüğümde içim sızlardı ses etmezdim.Kenarında kalsın çizgilerim ,Ellerim,bedenim,Çizgilerim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder